***Gül Ve Bahar***




Bir SONBAHAR günü, ağaçlar yavaş yavaş sararan yapraklarını dökmeye başladı. Arada sırada YAĞMUR çiseliyor, zamanla kendini gösteren GÜNEŞ canlıların içini ısıtıyordu. Kendi gibi OLGUN bir çınar ağacının altında ki bankta oturmuş, gramofondaki eski bir şarkının nağmeleri dudaklarından dökülüyordu.

Gramofonda. (Müzikle birlikte söylenir)
Makam: Rast…
Usul: Curcuna…
Müzik: Hacı Faik Bey

NİHANSIN DİDEDEN EY MEST-İ NAZIM
Nihansın dideden ey mest-i nazım
Bana sensiz cihanda can ne lazım
Benim sensin felekde çaresazım
Bana sensiz cihanda can ne lazım.

Sezadır matemim tutsa felekler
Bana insan değil, ağlar melekler
Hevaya gitti hep bunca emekler
Bana sensiz cihanda can ne lazım…

*******

Bahçede yalnız, yapayalnız, kimsesiz… Yüzündeki derin çizgilerde YAŞAM KIRINTILARINI okutabilmenin burukluğu içerisinde, bazen gülüyor, bazen ağlıyor ve bazen de… Bir sağa bir sola, bir aşağı bir yukarı., kah oturup kah kalkıyor. Belki de yüreğinde ki fırtınaların gücünün FARKINDA değildi.

Kim bilir kaç zamandır kimsecikler yanına uğramamıştır. diye dayanamayıp yanına gittim.

GÜL: – Merhaba! Nasılsınız?

BAHAR: – (Şaşırarak) Ha! Şey.
(Gülümseyerek) – Merhaba! Teşekkür Ederim.

GÜL. – İsmim Gül… Sizin ki! …

BAHAR: – Hep Gül… İsmin gibi gül.

GÜL:- Sizin ki!
BAHAR:- Bahar… Sonbahar gibi… Bahar
(Gözlerinde beliren iki damla gözyaşı o tombul yanaklarından akmaya başladı.)
Gülmeye başladık. Öyle gülüyorduk ki! … Bizi gören insanlar o kuytu bakışların altında ezilebilirdi. Belki de iki zıt elektrik kuvvetleri gibi yılların yorgunluğunu atacaklarmış gibi olurlardı. Sıkça buluştuk bu bahçe de arkadaşlığımızdan çok dostluk mevhumunun ne kadar yüce, aşkın ne kadar erişilmeyecek olduğunu bir kez daha bizi seyreden insanlara anlatmıştık
GÜL. Sizinle bunu paylaşmak istiyorum. Buna felsefe değil arkadaşlık denir.
BAHAR:- Fakat, maddiyat hep maddenin içine gömülüdür. İnsanların muz elma soyar gibi çıkarıp atmaları mümkün değildir.

Hayatımızdan kesitler paylaşmaya başladık. Bu beni mutlu ediyordu. Kovalamaca başlamıştı. Günler ayları, aylar yılları, yıllar baharı götürmüştü. Baharın gitmesiyle ağaçlar filizlenmiş, çiçekler açmış, göçmen kuşlar yuvalarına dönmüştü.

Bir gün yine bahçeye gittim. O yoktu.

(Ağaçlara, kuşlara, çiçeklere onu sordum.)

GÜL: – Servi Baharı gördün mü… Sen Akasya… Görmedin mi? … Erguvan! … Güvercin! … Serçe, Baharı gördünüz mü? Görmediniz mi?
– Papatya… Gelincik… Sen, Gül: – Baharı gördün mü? Hani çınarın altındaki bankta oturur bize şarkılar söylerdi. Bahar! … Benim arkadaşım. Gramofonu vardı.


Onu sordum. Baharı sordum. Gitmişti…


SENİ SORDUM

Seni sordum! …
Sonbahar da ki hazân dalına
Seni sordum! …
İlkbaharda ki çiçeklere
Seni sordum! ..
Kışın yağan kardan
Yazın doğan güneşten
Gece gökte ki yıldızlardan
Seni sordum! …
Seher vakti bulutlardan
Akın akın, gelen göçmen kuşlardan
Seni sordum… Gül yüzlüm
Sevdâlım..Sonbaharım

Yaşlı fakat olgun çınar ağacının altındaki bankta oturdum. Uzaklara çok uzaklara baktım. Ulaşılmamış derin maviliklere o an bir dost kaybetmenin burukluğu içerisinde gramofonlu bir insan seli beni görüp yanıma gelir diye bekledim…. Bekledim… Bekledim…

Gramofonda ne eski bir şarkı.
Ne de dillerde nağme kaldı.
Gönül bahçesinden buse
Kondurun yanağıma.
Getirin bana yalnızlığımı
Bu eylül akşamlarında…
Hani sevdam…hani sevdalılarım.
Hani nerede o İstanbul sevdalıları…
Nerede o gerçek sanatçılar


Erzurum, 1989

Süreyya Aktaş


Süreyya Aktaş tarafından yayımlandı

https://myreikiterapialanya.wordpress.com/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: