Yazı kategorisi: Süreyya Aktaş

Başlıksız Sevda

Sem ey gönül, alıp da başını

“Nereye gidiyorsun” diye bir sor

Ve nereye gittiğini!

Al savur oradan

Ve yükseğe çıkar.

En güzel köhne yolların içerisinde

Zümrüt yeşil bir doğa karşısında

Gönül derdi içerisine konmuş büldül.

Seni ben uzaklara ylcu ettim.

Sana ben Leylaları uçurdum.

Kendim mecnunları yakalamak için

Süreyya Aktaş

Yazı kategorisi: Süreyya Aktaş

Süreyya

 
Geceleri kuzgun, siyahi,
Gündüzleri toz pembe gören gözlerim,
Günlüğünde kendini arayan,
Çırpındıkça batıyor hislerinde,
Gözlerinde her an yaş,
Anlamlı,duygulu,sevgili,
Sanki korunmaya muhtaç
Ürkek Anadolu kızı…
Varsın kırık olsun tırnakların,
Yorma benliğini, kırma gururunu,
Sen işlenmiş toprak,
Açmaya hazır gonca,
Sen hepimizin gözbebeği,
Sen güzel, tatlı sevgili SÜREYYA…

Erzurum, 17 Ocak 1986

Süreyya Aktaş

Yazı kategorisi: Süreyya Aktaş

ZERAFET ÇORBASI

Mantıklı düşününce kör noktanın insânda ki etkisi:
Bir gün önce, otuz beş seneye yakın hayat okulumda bir ilki becerdim. İçimde sakladığım ve hep bastırdığım ve sınırlarım içerisinde duygularımın baş ağrısı yaptığının farkına vardım. Devamlı bu baş ağrısını çekmiyor değilim. Ve içimde ki hırs ve nefret git gide nefreti kine dönüştürmekte aynı zaman da sevgi, saygı, hoşgörü ye gölge oluyorlar. İçimde yaşattığım nezâket ve zarafeti korkuya, endişeye dönüştürüyor

Bir ilk:


Sadece paylaşmak adına:


Çocukluğumda ki evimizin bahçesinde dertleştiğim üç ağacın yerine Enver Paşayı koymuşum. Dördüncüsü Kavak Ağacım, sizsiniz. Ne kadar dedikodunuzu yapsam da bazı gerçekler var… Olumsuz taraflarım çok ki!… Kör Nokta benim bütün güzel duygularımı azalttı. Bu ağaç korkularımda sığındığım ağaçtı. Genelde arkasına sığınır ve kaçarken kanadım olurdu. Saâtlerce dalında oturur kitap okurdum. Ba’zân altın kafeste kuş misali başıma beyaz bezler örterdim. Saklanmak için sonra ağlardım. Bu ağacın arkasına yeşil yaşlar akıtırdım. Bahçemde çiçekler açardı çocukluk işte, öyle sanırdım. Akıtılan yaşlardan hiç çiçek açar mı? 2001 yılı şubatında yazdığım alttaki şiirimi daha çok sevmeye başlıyorum bu günden sonra, çünkü ben artık korkularımı da sevmeye başlıyorum….Ve siz benden bıksanız da ben sizlerden vazgeçmeyeceğim. Bir kez daha karar veriyorum ben korkularımla bir bütünüm.

Çözebilirsen çöz hocam beni.

 İstanbul, 14 Aralık 2002



Süreyya Aktaş

Yazı kategorisi: Süreyya Aktaş

YİNE! SEVGİ.

Sevgi dediğin bu mu sence,

Bir ipe sarılmış bulamaç hâlinde…

Ben seni sen olduğun için,

Umut iplerimin uçlarına bağladım.

Yine, seni çok özlüyorum.

Yine, ilk günün heyecanı

Yine, ilk umutlar saklı hayallerim de,

Ve yine hayâllerimiz

Gökyüzüne doğru tırmanmakta

İlk günün heyecanı işte

Sevgi umut ipliklerinde saklı

11 Kasım 2002

Süreyya AKTAŞ

Yazı kategorisi: Süreyya Aktaş

İÇİMİZDE DELİ VAR

         Hep bir şeyler peşindeyiz. Suskunluğumuzu ve şaşkınlığımızı hep bir şeylere bağlarız. Sonuç uzayan ve uzadıkça yerinde sayan isteklerimizden başka bir şey değildir.

Aslında… Biz konuşuruz:

– “Çok konuşma” derler. Bu sefer tam tersini yaparsınız. Yâni, konuşmazsınız.

– “Konuşmasını bilmiyor” derler ya da “Hayata küskün biri”  deyip köşeye çekilirler.

Onlar konuşur siz dinler siniz? O ân “Deli damgası” vurulur… insânın üzerine…

Konuşmazsınız deli…

Konuşursunuz deli…

ederler sizi zır deli

 Sorsanız eğer, sözlük anlamını da bilmezler. İçinizdeki deliyi çıkarıp atmak istersiniz.

 Ve yıllarca kendi bünyenizde ki insanları arayıp bulursunuz.

– “Aslında pırlanta kadar parlağım” dersiniz… Peki, “Ne bekliyoruz… Şans mı? Fırsat mı?” 

Ailem: – “Bana hiçbir şey vermedi” diye düşünürüz. Peki, ya siz onlara kaç defa, “Teşekkür Ederim.” Dediniz. Hatırlıyor musunuz?

 Sen kendin!. Kendin ben.

Ben ve sen kendimiz.

İşte bu biz değil miyiz?

Herkesten bize ne?

 21 Nisan 1999

Süreyya AKTAŞ

Yazı kategorisi: Reiki Eğitimleri

OKYANUSLARDAKİ KALDIRIM TAŞLARI